HUZUR PINARI

”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...”
”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...”

www.huzurpinari.com
www.serenityfountain.org

18.8.2006


ALLAH ONLARIN HEPSİNDEN RAZIDIR

İbni Hacer-i Mekkî “rahime-hullahü teâlâ” buyuruyor ki:

Ey kalbi Allahü teâlânın sevgisi ile ve Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” sevgisi ile dolu olan müslimân! Birinci vazîfen Peygamberimizin “aleyhissalâtü vesselâm” Eshâb-ı kirâmının sevgisini, Ehl-i beyt-i nebevînin sevgisi ile kalbinde cem’etmekdir. Ehl-i beyti, Resûlullahın evlâdı oldukları için sevdiğimiz gibi, diğerlerini de, Onun Eshâbı oldukları için sevmeliyiz! Çünki, Eshâb-ı kirâmın nâil oldukları şeref pek yüksekdir. O şerefe başkaları kavuşamaz. O şerefden birisi, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” mubârek nazarları onlara işlemiş ve hepsine ma’nevî imdâd ile yardım etmişdir. Bu hâssa, bunlardan başkasında bulunmuyor. Bunların kemâlâtına, geniş ilmlerine, Peygamber efendimizden “sallallahü aleyhi ve sellem” aldıkları hakîkat mîrâsına, sonra gelenlerden hiç biri kavuşamamışlardır. Her müslimânın bunların hepsini âdil, sâlih ve velî ve âlim ve müctehid bilmesi lâzımdır. Kendilerinden bir hatâ çıksa da cenâb-ı Hak hepsini afv ve mağfiret ile müjdelemişdir. Kur’ân-ı kerîmde meâlen, (Allah “celle celâlüh” Onların hepsinden râzıdır. Onlar da, Allahü teâlâdan râzıdırlar) buyurmuşdur. Sahâbe-i kirâmdan birini kusûrlu bilmek ve kötülemek, bu âyet-i kerîmeye inanmamak olur.

Şübhe yokdur ki, hazret-i Mu’âviye “radıyallahü anh” Sahâbe-i kirâmın neseb i’tibâriyle büyüklerindendir. Aleyhissalâtü vesselâm efendimize neseb ile ve nikâh ile çok yakın ve mahremleridir. Server-i âlem “sallallahü aleyhi ve sellem”, Onun hilm ve sehâsını medh ve senâ buyurmuşdur. Onda islâmiyyet, sohbet, neseb, nikâhla akrabâlık şerefleri toplanmışdır ki, bunların her biri, Cennetde Resûlullahın yanında bulunmağa sebeb olan şereflerdir. Bunlara hilm ve ilm ve halîfelik şerefleri de katılınca, kalbinde az bir safâ ve sıdkı ve salâhı ve îmânı ve iz’ânı olan kimse için artık bu husûsda fazla anlatmağa lüzûm kalmaz. (Eshâb-ı Kirâm)
"SÖZÜNDE DUR"

Abdullah bin Mübârek hazretleri anlatır:

Bir ateşperest ile çalışıyorduk. Namaz vakti gelince, namaz kılarken bana bir zarar vermiyeceğine dair ondan söz alarak, namaza durdum. O gerçekten sözünde durdu. Namazda bana bir zarar vermedi. Sonra o da kendine göre ibâdet etmek istedi. Benden, kendisine bir zarar vermiyeceğime dair söz aldı. Sonra ibâdetine başladı. Fakat, onun Allahü teâlâyı bırakıp, ateşe secde etmesine dayanamadım. Yerimden kalkıp üzerine atıldım. Sonra bir ses bana

"Söz verdiğin zaman sözünde dur" dedi.

Sonra vazgeçip yerime oturdum. Ateşperest işi bitince, bana sordu:

-Önce bana bir hamle yaptın, sonra vazgeçtin, bunun sebebi nedir?

-Senin başkasına secde ettiğine dayanamayıp öldürmek istedim.

Fakat, "Sözünde dur" diye bir ses duydum. Bunun üzerine vazgeçtim. Ateşperest:

-Gerçek Rab, senin Rabbindir. Kendi düşmanı için dostunu bile azarlıyor. İşte huzûrunda müslüman oluyorum, dedi. (Huzur Pınarı Mail Grubu)
"GÜN" TABİRİ NEDİR?

Sual: Ateist diyor ki: 1 gün dünyanın kendi etrafındaki 24 saatlik bir dönüşünden meydana geldiğine göre, dünya yaratılmadan önce böyle bir dönüş olamayacağından bu zamanı gün olarak hesaplamak mümkün mü?
 
CEVAP
Dünya günü, ahiret günü farklı olduğu gibi Allahü teâlânın indinde gün de farklıdır. Burada bildirilen gün için işin uzmanı müfessir İmam-ı Razi hazretleri (Burada gün demek, devir demektir, hâl demektir) buyuruyor. Allahü teâlâ için zaman mefhumu yoktur. “Ol” denince her şey olur. Buradaki “Ol” ifadesindeki günü 24 saat olarak algılamak yanlıştır. Hâşâ öyle emek sarf etmesi falan olmaz. Emek sarf etmek acizler içindir. Bir çok âyet de “Ol” denince her şey olur buyuruluyor. İşte birkaç âyet-i kerime meali:

(O, [Allahü teâlâ] bir şeyi yaratmak istediği vakit ona “Ol” der, o da hemen oluverir.) [Bekara 117]

(O, gökleri ve yeri hak ve hikmet ile yaratandır. “Ol” dediği gün her şey oluverir.) [Enam73]

(Bir şeyin olmasını isteyince, ona sadece “Ol” deriz, o da, hemen oluverir.) [Nahl 40]

(O, bir şey yaratmak isteyince, “Ol” der, hemen oluverir.) [Yasin 82]

(Dirilten, öldüren Odur. Bir şeye karar verirse “Ol” der, o da oluverir.) [Mümin 68]

(Allah’ın bir evlat edinmesi, olur şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece “Ol” der ve hemen olur.) [Meryem 35]

Hz. Meryem, (Ya Rabbi, bana bir erkek eli değmediği halde, nasıl çocuğum olur ) dedi. Allahü teâlâ da, (Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece “Ol” der; o da oluverir) buyurdu. (Al-i İmran 47)

(Allah nezdinde İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona “Ol” dedi ve oluverdi.) [Al-i İmran 59]
GÜNÜN SÖZÜ

“Paranın sevgisi yılan sevgisi gibidir.”