HUZUR PINARI

”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...”
”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...”

www.huzurpinari.com
www.serenityfountain.org

00.00.0000


HUZUR DAMLALARI -252

İmâm-ı Rabbânî müceddid-i elf-i sânî Ahmed Fârûkî Serhendî Hindî hazretleri, birinci cilt, ikiyüzonüçüncü mektûbunda buyuruyor ki:

Bu mektûb, nakîb seyyid şeyh Ferîd hazretlerine yazılmıştır. Vaaz ve nasihat vermekte, Ehl-i sünnet âlimlerine uymağı övmektedir:

Allahü teâlâ, sizi, zatınıza yakışmıyan herşeyden korusun. Yüce ceddiniz hurmetine duâmı kabûl buyursun! Errahman sûresinde, altmışıncı âyetinde meâlen (iyiliğin karşılığı, ancak iyilik olur) buyuruldu. Sizin ihsânlarınıza karşılık, hangi ihsânla karşılık yapacağımı bilemiyorum. Ancak, mübârek zamanlarda, din ve dünya selâmetiniz için duâ etmeye çabalıyorum. Elhamdülillah, elimde olmıyarak, bu vazîfe nasip olmaktadır. Mükâfât olabilecek başka bir ihsân da vaaz ve nasihattir. Eğer kabûl buyurulursa, bizim için ne büyük nîmet olur.

Ey, asîl ve şerefli efendim! Vaazların özü ve nasihatların kıymetlisi, Allah adamları ile buluşmak, onlarla birlikte bulunmaktır. Allah adamı olmak ve islâmiyete yapışmak da, müslümanların çeşidli fırkaları arasında, kurtuluş fırkası olduğu müjdelenmiş olan, Ehl-i sünnet vel-cemaatin doğru yoluna sarılmaya bağlıdır. Bu büyüklerin yolunda gitmedikçe, kurtuluş olamaz. Bunların anladıklarına tâbi olmadıkça, saadete kavuşulamaz. Akıl sahipleri, ilim adamları ve Evliyânın keşfleri, bu sözümüzün doğru olduğunu bildirmektedirler. Yanlışlık olamaz. Bu büyüklerin doğru yolundan hardal dânesi kadar, pekaz ayrılmış olan bir kimse ile arkadaşlık etmeği, öldürücü zehir bilmelidir. Onunla konuşmağı, yılan sokması gibi korkunç görmelidir. Allahdan korkmayan ilim adamları, hangi fırkadan olursa olsun din hırsızlarıdır. Bunlarla konuşmaktan, arkadaşlık etmekten de sakınmalıdır. Dinde hâsıl olan bütün fitneler, bu azılı din düşmanlığı, hep böyle kimselerin bıraktıkları kötülüktür. Dünyalık ele geçirmek için, dînin yıkılmasına yardım ettiler. Bekara sûresinin onaltıncı âyet-i kerimesinde meâlen, (Hidâyeti vererek, dalâleti satın aldılar. Bu alış-verişlerinde birşey kazanmadılar. Doğru yolu bulamadılar) buyuruldu. Bu âyet-i kerime, bunları bildirmektedir.

İblîsin rahat, sevinçli oturduğunu, kimseyi aldatmakla uğraşmadığını gören bir zat, (Niçin insanları aldatmıyorsun, boş oturuyorsun?) dedikte, (Bu zamanın kötü din adamları, benim işimi çok güzel yapıyorlar, insanları aldatmak için bana iş bırakmıyorlar) demişti. Oradaki talebeden, mevlânâ Ömer, iyi yaradılışlıdır. Yalnız, kendisine arka olmak, doğruyu söylemesi için kuvvetlendirmek lâzımdır. Hâfız imam da, aklını fikrini dînin yayılmasına vermiştir. Zaten her müslümanın böyle olması lâzımdır. Hadis-i şerifte, (Kendisine deli denilmiyen kimsenin îmanı tamam olmaz) buyuruldu. Biliyorsunuz ki, bu fakir, söyliyerek ve yazarak, iyi kimselerle konuşmanın önemini anlatmaya uğraşıyorum. Kötü kimselerle arkadaşlıktan kaçınmasını tekrar tekrar bildirmekten usanmıyorum. Çünkü, işin temeli bu ikisidir. Söylemek bizden, kabûl etmek sizden. Daha doğrusu, hepsi Allahü teâlâdandır. Allahü teâlânın hayrlı işlerde kullandığı kimselere müjdeler olsun!

İhsânlarınızın çokluğu, bu yazılara sebep oldu. Başınızı ağrıtmak ve usandırmak düşüncesini unutturdu. Vesselâm. (Huzur Pınarı Mail Grubu)
HULEFÂ-İ RÂŞİDÎN
"radiyallahü teâla anhüm"

41– Yine sahîh rivâyet ile bildirilen bir hadîs-i şerîfde; Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular ki: (Ömer-ibnül Hattâb “radıyallahü teâlâ anh”, hüccet ve izzet ve gayret ve salâbet cihetinden, Allahü teâlânın katında demir bir dağ gibidir. Emr ve yasakları yerine getirmekde kötüleyenlerin [ayblıyanların] sözü ona mâni’ olamaz.)

42– Yine sahîh rivâyet ile bildirilen bir hadîs-i şerîfde; Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular ki: (Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri meleklerine, ümmetimin hepsi için umûmî, Osmân ve Alî “radıyallahü anhüm” için husûsî olarak öğünür.)

43– Yine bir hadîs-i şerîfde, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular ki: (Ebû Bekrin günlerinden bir gün, Ömerin kendi günlerinden ve kendi vaktinden kıyâmete kadar olan günlerden hayrlıdır. Ömerin günlerinden bir gün, Osmânın bütün günlerinden ve kendi zemânından kıyâmete kadar olan günlerden hayrlıdır. Osmânın aynı şeklde. Alînin günlerinden bir gün, bütün ümmetin kıyâmete kadar olan günlerinden hayrlıdır.) (Huzur Pınarı Mail Grubu)
İMAM-I RABBANİ HAZRETLERİNDEN İNCİLER-1

İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyurdu ki:

- Edebi gözetmek, zikrden üstündür. Edebi gözetmeyen Hakk'a kavuşamaz.

- Ehlin gönlü için (âilenin gönlünü almak için) günah işlemek ahmaklıktır.

- Farzı bırakıp, nâfile ibâdetleri yapmak boşuna vakit geçirmektir.

- Gınâ sâhiplerinin yâni zenginlerin, alçak gönüllü olması güzeldir. Fakirlerin ise onurlu olması lâzımdır.

- İnsana lâzım olan önce Ehl-i sünnete uygun inanmak, sonra Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uymak, daha sonra tasavvuf yolunda ilerlemektir.

- Kalbin tasviyesi (temizlenmesi); İslâmiyete uymakla, sünnetlere yapışmakla, bid'atlerden kaçmakla ve nefse tatlı gelen şeylerden sakınmakla olur. Zikr ve rehberi, doğru yolu gösteren âlimi sevmek bunu kolaylaştırır.

- Kalbin birçok şeyleri sevmesinin sebebi, hep o bir şey içindir. O da nefsdir.

- Kâfirlere kıymet vermek, müslümanlığı aşağılamak olur.

- Kelime-i tevhîd; putlara ibâdeti bırakıp, Hak teâlâya ibâdet etmek demektir.

- Küfür, nefs-i emmârenin isteklerinden hâsıl olur.

- Malı zarardan korumanın ilâcı, zekât vermektir.

- Mübahları gelişi güzel kullanan, şüpheli şeyleri yapmağa başlar. Şüphelileri yapmak da harama yol açar.

- Büyükleri sevmek, saâdetin sermâyesidir. Muhabbete müdâhane, gevşeklik sığmaz.

- Nefs bir kötülük deposudur. Kendini iyi sanarak Cehl-i mürekkeb olmuştur.

- Nefse, günahlardan kaçmak, ibâdet yapmaktan daha güç gelir. Onun için günahtan kaçmak daha sevaptır.

- Sâlih ameller İslâmın beş şartıdır. Sâlih amelleri yapmadan kalb selâmette olmaz. (Huzur Pınarı Mail Grubu)
GÜNÜN SÖZÜ

“Herkese sıkıntı veren kibirlilerdir. Herkesi şikayet etmesi kibirindendir. Mütevazi demek, ölmüş demektir. Ölü kimseyi şikâyet etmez, ölüyü şikâyet eden olmaz. Mütevazi olan ne şikâyet eder, ne şikâyet edilir.”